Tabiatın şiiri hiç bitmez.  

“FEHMİ TOKAY”KONSERİ
 
“FEHMİ TOKAY” KONSERİ
 
 
   
“FEHMİ TOKAY”KONSERİ
Yavaşca’nın danışmanlığındaki Pera Müzesi
YAVAŞCA’NIN DANIŞMANLIĞINDAKİ PERA MÜZESİ “TÜRK MÜZİĞİ KONSERLERİ”
 
YENİ SEZONDA
“FEHMİ TOKAY”KONSERİNİ
“ADNAN MUNGAN”LA
GERÇEKLEŞTİRDİ
 
Suna-İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi Prof. Dr. Alâeddin Yavaşca danışmanlığında ve Sinan Sipahi koordinatörlüğünde düzenlediği “Türk Müziği Konserleri”ne yeni sezona 4 Ekim Pazar günü saat 15:30’da Pera Müzesi Oditoryum Salonu’nda gerçekleştirdiği “Fehmi Tokay” konseriyle başladı.
 
Türk müziğinin tarihsel, kültürel, geleneksel, sosyolojik, antropolojik, felsefî, edebî yönlerini sunuş ve sohbetlerle sunulduğu ve sunuculuğunu Osman Nuri Özpekel’in yaptığı; günümüzün usta yorumcuları ve sâzendelerinin, büyük bestekârların seçme eserlerini seslendirdikleri programlarda bu ayki misafir solist Cumhurbakanlığı Klasik Türk Müziği Korosu ses sanatkârlarından Adnan Mungan’dı.
 
    
                                Adnan Mungan                                                           Merve Balyemez
 
Salonun tamamıyla dolduğu, Ud virtüözü Osman Nuri Özpekel’in sunduğu konsere çok sayıda seçkin davetli katıldı. Özpekel’in eserlerle ve “Fehmi Tokay” ile ilgili verdiği bilgi ve anekdotlar her zaman olduğu gibi seyirciler tarafından ayrı ilgi gördü.
 
Osman Nuri Özpekel:
“Değerli misâfirlerimiz,Müziğimizin Neoklasik ekoldeki son temsilcilerinden biri olan kıymetli bestekâr Fehmi Tokay’ı eserleri ve hâtıralarıyla anacağımız konserimize hoş geldiniz. Bugünki konserimizin solisti, 1975 yılından itibâren önce Üniversite Korosu’unda, 1983 yılından itibâren de aynı kurumda müzik hayatımızı sürdürdüğümüz hepinizin çok yakından tanıdığı ve dinleyicilerinin ‘Kadife sesli’diye nitelediği Adnan Mungan” diyerek Alâeddin Yavaşca’nın Rast Medhal’i ile konseri başlattı.
 
Adnan Mungan’ın ilk eseri icra ettikten sonra yaptığı konuşma:
“Bu müstesna mekânda siz mûsıkîsever dostlarla tekrar birarada olmaktan dolayı mutlu olduğumu ifade etmek isterim; bu vesileyle başta değerli hocam Prof. Dr. Alâeddin Yavaşca olmak üzere, herkese içten sevgi ve saygılarımı arz ediyorum efendim. Hoşgeldiniz, safalar getirdiniz.” 
 
Eserler icra edilirken Özpekel’in verdiği anekdotlardan:
Sayın hocamız Prof. Dr. Alâeddin Yavaşca yıllarca çok yakından tanıdığı ve bestelerini bizzat notaya aldığı hocası Fehmi Tokay’ı şöyle anlatıyor:
 
 “Fehmi Tokay, hayatımda tanıdığım en enteresan insanlardan birisidir. Dâimî sûrette tebessüm eder, gözlerinin içi hep gülerdi. Her zaman sever ve sevilmek isterdi. Mûsıkîye olan ilgisi de aynı sevgiyle yoğrulmuştur. Yolda ne zaman karşılaşsak bir elini yukarıya doğru kaldırıp “taram taram” yâni mûsıkî derdi. Bu onun mûsıkî selamıydı. Ve dâima iyi niyet taşır, aklına fesat şeyler asla getirmezdi. Dostluğa ve arkadaşlığa son derece önem verirdi. Fehmi bey modern bir insandı. Kendisini zamanın şartlarına son derece iyi uydururdu. Hümanizm, şahsında tecelli etmişti. Büyükle büyük, küçükle küçük olurdu. Ve dâima gençlerle muhabbet etmesini, gezmesini severdi, bu yüzden rûhu da ömrünün sonuna kadar genç kalmıştır.’
 
 
 
Özpekel’in Hocamız Alâeddin Yavaşca’nın anlatımı ile konserimize devam ediyoruz deyip eser anonsunda önce verdiği bir başka anekdot;
 
Kibar ve çevresinde çok sevilen Fehmi Tokay, yardımseverliği ile tanınırdı.    Mûsiki repertuarına fazla eser bırakmadı, fakat eserlerinin hepsinde derin sanatsal yapı vardır. Daha çok Hacı Arif Bey'in etkisi altında kalmış ve hiç piyasa şarkısı yapmamıştır. Bestekârlığa çoğu bestekârın kompozisyon yapmayı bıraktığı yaşlarda başladı. ilk eserini de, 1941 yılında 52 yaşındayken Tâhir Bûselik Makamında ve Devr-i Hindî usûlünde besteledi. Şimdi bu güzel eseri solistimizden dinliyorsunuz‘Gülle hem-bezm-i visâliz gerçi hâr olsak da biz. Bu şiir, kaynaklarda Adnan Üryânî isimli bir şâire âit görünse de bizim   tesbitimize gore Hâmid Bilimer’e âittir.”
 


Eserin icrasından sonra Özpekel şöyle devam etti
Alâeddin Yavaşca hocamızın her biri altın değerindeki cümlelerini sizlerle paylaşmaya devam ediyoruz:
‘Fehmi Bey nota bilmemesine rağmen, eski meşk sistemi ile yetişen bir kişi olarak; daha hisli, mükemmel eserler ortaya çıkarıyordu. Eski müzisyenler dâima hâfızalarına ve usûle göre beste yaparlardı. Mesela; usûlün neresine, güftenin neresinin gelebileceğini gayet iyi biliyorlardı. Bu birleşme onların hâfızalarında yer alıyordu. Lem’i Atlı da eserlerini bu yolla yazdırıyordu. Fehmi Bey’in son on altı şarkısını bizzat notaya aldım. Son eseri ölmeden bir ay önce bestelediği “Ne neyim var ne meyim ne de bir sâkî-i dil-cû’ adlı şarkısıdır.”
 
Değerli dinleyiciler program kitapcığında bu eserin notası verilmiştir ve altında aynen şu not vardır:
 ‘Bu eseri notaya aldığım günün gecesi Fehmi Bey infarktüs oldu. Bu şarkı Fehmi Tokay üstâdın son eseridir. 20.05.1959 Dr. Alâeddin Yavaşca.’
                                                                             
Konserin arşivden kayıt bölümünde Yavaşcanın icralarından Fehmi Tokay’ın Bayâtî Araban “Neş'enle bahârınla gelip gönlüme doldun” eseri seyircilere dinletildi. Konsept gereği saz eseri olarak da Tanbûrî Cemil Bey’in Şedd-i Araban Makamındaki Saz Semâisi icrâ edildi. Özpekel saz eseri icra edilmeden önce
Refik Fersan’ı anıldığı konserde, bu eserin son hânesindeki, imtihanlara soru olan ajiliteli bölümün Refik Bey’in hocasının onayını alarak bestelediğini ve hatırlattı.
 
 
Yavaşca’nın ayrı önem verdiği “Pera Türk Müziği Konserleri”nin genç solistler bölümünde Cumhubaşkanlığı Klasik Türk Müziği Korosu misafir solistlerinden Merve Balyemez’di. Merve Balyemez Fehmi Tokay’dan Uşşak “Sevenleri sev sen de sitemkâr olma gönül” eserini icra ettikten sonra Özpekel’in, Balyemez’in icra edeceği ikinci eser olan güftesi Melahat Akan’a ait Hicaz “Aşkı seninle tatdı” için Alâeddin Yavaşca’dan verdiği anektod;Fehmi Tokay ile Zeki Arif Ataergin hocamın birbirlerine büyük sevgileri vardı. Fehmi Beyin bestekârlığa başlaması da bu sebeple olmuştur. Zeki Arif Ataergin, Fehmi beyin bir gece rüyasına giriyor ve ona ‘yeter artık Fehmi, beste yap’ diyor ve o da böylece eline ilk güfteyi alıyor, notalar su gibi akmaya başlıyordu. Bu olay bestekârlığında büyük önem taşımaktadır. Kendisi o yıllarda 52 yaşında ve Şevki Bey’in öldüğü 31 yaşından 21 sene daha ilerde idi. Bu da Allah’ın bir tecellisidir.”
Onun en büyük arzusu ise ‘Aşkı seninle tatdı’ adlı Hicâz eserinin sözlerini “Aşkı sesinle tatdı olarak’ değiştirmek idi. Merve Balyemez iki eseri de çok başarılı bir şekilde icra ederek çok alkış aldı ve gelecekte önemli solistlerden birisi olma yönünde önemli mesajlar vermiş oldu. Daha sonra İki kuşak sanatçıları birlikte bestekârın Tâhir makamındaki “Gönül vermişken el çektim güzelden” eserini birlikte seslendirdiler.
 
Özpekel daha sonra verdiği bir başka anekdot; “Şimdi hocamız Alâeddin Yavaşca’nın müzik hayatındaki yoldaşı, meslekdaşı, yıllarca müziğimizin haysiyeti için birlikte mücâdele ettiği kader-daşı, Nevzat Atlığ’ın, Fehmi Tokay ile ilgili görüşlerini aktarmak istiyorum sizlere:
 
‘Fehmi Bey’i, 1949 yılında Üniversite Korosu’yla yaptığımız Ankara konserleri dolayısıyla Ankara’da tanıdım. O sadece bir tanışmaydı, sonra 1950 yılında yedeksubay okuluna gittim ve Ankara’da o zaman dört ay kadar okulda kaldım. Hemen her pazar çıkışta buluşuyorduk. Fehmi Bey son derece nâzik, sevimli, neşeli, kişilerle kolay anlaşabilen bir yapıya sahipti. Bestekârlığa, mûsikiye başladıktan çok sonra başladığını söylemişti, Yeniköy’lü Hâdi Efendi’den ders aldığını anlatırdı. O yıllara kadar da “Aman cânâ beni şâdet” gibi, birçok şarkısı da tutulmuştu. Bâzan eskiden yaptığı şarkılarını da bana yeniden notaya aldırırdı, Mesela Ferahfezâ bir Ağır Aksak şarkısı vardı çok da güzeldir, hemen hemen hiç okunmadı o şarkı. Benim, bir an evvel İstanbul’a döneceğim günlerden birinde, yeni bestelediği “Geçiyor ömr-i hazîn sadece cânâ diyerek”, isimli Bestenigâr şarkısını notaya almamı istedi. Nota kâğıdı yok o zaman yanımda. Ankara’nın Özen isminde, çok meşhur bir pastanesi vardı, oraya uğradık, garsondan bir kâğıt istedik, o târihte tükenmez kalem de yok… Şarkıyı okudu, ben mürekkepli kalemle yazdım. ‘Yâhu Nevzat dedi, ne cesâret mürekkepli kalemle bu notayı yazdın’ diye bana iltifatta da bulunmuştu. Daha sonra Ankara’ya yaptığım her seyâhatimde kendisini aradım. Birlikte bir otobüse bindiğimizde, sekiz on kişi mutlaka gelip elini öperdi, böyle zarif ve saygın bir insandı. Şarkılarıyla ve eserleriyle, benim kanaâtime göre, klasik ölçüyü devam ettiren, Subhi Ziya Bey ve Zeki Ârif Bey ile birlikte anılmalıdır. Kendisinden de çok iyilikler gördüm. Fevkalâde yardımsever ve eşi az bulunan bir insandı. Allah rahmet eylesin.’
 
Özpekel’in bestekârın kendi sesinden arşivden kayıtlar bölümünden verdiği anekdot;
“Şimdi Sinan Sipâhi’nin arşiv bantlarından, bestekârımız Fehmi Tokay’ın sesiyle kendisine âit bir bestesini dinliyoruz, Bu, Alâeddin Yavaşca hocamızın, o zamanlar katıldığı ev toplantılarında yaptığı bir kayıttır ve bu gün ilk defa yayınlanmaktadır. Hepinizin çok iyi bildiği Sabâ makamındaki eserin sözleri şöyle:
 
Gün doğdu gönül beklemede cilve-i yâri”
 
Özpekelden bir başka Alâeddin Yavaşca anekdotu:
 
‘Fehmi Tokay’ın, bestelerinin hepsi çok hislidir. Bu yüzden Fehmi Tokay’ı biz romantik devrin 20. asra bir uzantısı olarak kabul edebiliriz. Eserlerinde, Sâdeddin Kaynak gibi yeni arayışlar içinde olan bir özellik göstermemiş, eski ve sağlam şarkı formuna sâdık kalmıştır. Ve bu sadâkât içinde bir yandan Hacı Ârif Bey ekolünü devam ettirirken, bir yandan da, Fehmi Tokay anlayışını getirmiştir. Nasıl bir Suphi Ziya Özbekkan veyâ Zeki Ârif Ataergin anlayışı varsa, onun eserlerindeki farklılığı da hemen ayırt edebiliriz.”
 
Özpekel’in Adnan Mungan için eser icrasından sonra
“Adnan Mungan’ın ses icrâsındaki en mühim özelliği, kadife sesiyle türküleri ve uzun havaları olağan üstü güzellikte yorumlamasıdır.
Şimdi böyle bir eseri kendisinden dinliyoruz, türkü formudaki bu eserin sözleri hemşehrisi olmakla övündüğüm Erzurum’lu Emrah’a âit:
 
“Tutam yâr elinden tutam
Çıkam dağlara dağlara
Olam bir yâreli bülbül
İnem bağlara bağlara”
 
Belki sevgili Adnan eser arasında, kadife sesiyle Erzurum’dan bir uzun hava da okur.”
Adnan Mungan eser arasında “Huma kuşu yükseklerden seslenir”i uzun hava olarak okuyarak çok büyük alkış aldı.
 
Özpekel’in verdiği bir baka anekdot:  
“Eski Osmanlı terbiyesinin süzülmüş şekli Fehmi Bey’de yer almıştı. Uzaktan adını duyan bir mûsıkîşinas onunla tanışmadan önce korkardı. Fakat daha sonra onu tanıyınca hemen ısınırdı. Mûsıkî yapısı mizâcı gibi genç değil, daha çok Hacı Arif ekolüne bağlıydı. Yaptığı eserleri için İbnül Emin Mahmut Kemal İnal ‘Fehmi Tokay aynen mesleği olan mühendislik gibi, şarkılarını son derece ölçülü ve içli yapar’ derdi. Hakikaten şarkılarında sağlam simetriye önem veren bir bestekârlık anlayışı vardı. Şarkılarının hepsi güzeldir ve bir tânesine bile ‘bunun hiç değeri yoktur’ diyemeyiz. Hepsi, yüksek bir zevkin mahsûlüdür. Bestelediği makamı tam mânâsına göre işlemiştir. Eğer “Nühüft” demişse o hakikaten Nühüft makamı çerçevesinde bir şarkıdır. Ben Zeynep Kâmil Hastanesi’nde görevli iken bir gün bana geldi ve annesinin müdirelik yaptığı okulun yanındaki Karacaahmed mezarlığında bulunan âile kabristanına beni götürdü. Bana mezarın yerini gösterdi. Daha sonra da bu mezarlığa gömüldü. Allah rahmet eylesin.”
 
 
Daha sonra her konserde olduğu gibi Cengiz Solakoğlu’nun söylediği “burada son sözü Yavaşca hocamız” söyler geleneği gereği Yavaşca sahneye davet edildi. Yavaşca Fehmi Tokay’dan güftesi Rüştü Şardağ’a aranağmesi kendisine ait olan Bayâti “Benzemez kimse sana” ve güftesi Mehmet Gökkaya’ya ait Hicaz “Terket beni artık yetişir sende vefâ yok” eserlerini icra ederek 89 yaşında mûsıkîmize her anlamda hizmete devam ettiğini gösterdi…
 
Adnan Mungan’ın Osman Nuri Özpekel (Ud), Taner Sayacıoğlu (Kanun), Lütfiye Özer (Kemençe), Volkan Yılmaz(Ney), Volkan Ertem (Viyolonsel) refakatinde icra ettiği Fehmi Tokay” besteleri:
 
 
 
Solist
Eser adı
Makam
Saz
Rast Medhal-Beste;Alâeddin Yavaşca
Rast
A. Mungan
Gönlümün ezhar içinde gül gibi dildârı var
Rast
A. Mungan
Bir bakışla bağladın zülfüne şeyda dili
Rast
A. Mungan
Sâgarda değil sâkî-i zîbâda gözüm yok
Rast
A.Yavaşca(Arşiv)
Neş'enle baharınla gelip gönlüme doldun
B.Araban
A. Mungan
Gülle hem bezm-i visaliz gerçi har olsak da biz
T. Bûselik
A. Mungan
Aman cana beni şad et
Bûselik
A. Mungan
Geçti bahar hazan erdi bu yerde
Bûselik
Saz
Şedaraban Saz Semâîsi-Tanburi Cemil Bey
Ş. Araban
M.Balyemez
Sevenleri sev sen de sitemkâr olma gönül
Uşşak
M.Balyemez
Aşkı seninle tattı
Hicaz
Adnan&Merve
Gönül vermişken el çektim güzelden
Tâhir
A. Mungan
Bülbül gülün aşkıyla perişandı seherde
Bayâti
A. Mungan
Gelmedin bir kerreden mâdâ neden
Uşşak
A. Mungan
Gördümse seni ruhuma gir oy demedim ya
Uşşak
A. Mungan
Tutam yar elinden tutam
Hüseyni
F. Tokay (Arşiv)
Gün doğdu gönül beklemede cilve-i yari
Sabâ
A. Mungan
Kırdın ümmidimi yıktın şu gönül lanesini
Segâh
A. Mungan
O âhû bakışlara bir anda kandın gönül
Karcığar
A.Yavaşca
Benzemez kimse sana tavrına hayran olayım
Bayâti
A.Yavaşca
Terket beni artık yetişir sende vefa yok
Hicaz
 
 

 


Ekleyen Bir Demet Nergis
Tarih 8.10.2015 00:28:59
Yazdır Yazdır
Okunma 1825
Eklenen Yorumlar 
  • Diğer Başlıklar
  • Hacer Birgül TEKÇE Suluboya Resim Sergisi
  • PRİZMA’da BEN/SEN/O&BİZLER
  • ALİ DÜZGÜN "Kentsel Dönüşüm"dedi
  • ’İSTANBUL’dan Düşler ve Renkler’’ MARDİN’de
  • SAKARYA ZAFERİ Çalıştay ve Sergisi
  • 24. Uluslararası Değirmendere Ahşap Heykel sempozyumu başladı
  • ÇOBAN RESSAM
  • Serdar Okan’ın GÖKKUBBE Resim Sergisi
  • İSTİKLAL’de BARIŞ YOLU
  • J. Sorolla modaya imzasını attı
  • Son : 10 Gösteriliyor | Devamı ->

     

           

    Bu websitesi 1360x768 pixel'de en iyi görüntüyü vermektedir. http://www.birdemetnergis.com/ ® 2013. Tüm Hakkı Saklıdır.      Site İçeriği İzin Almadan Kullanılamaz.   Tasarım: Linear Yazılım