Tabiatın şiiri hiç bitmez.  

KIZ KULESİ DEYİNCE
 
Canım sıkıldığı zaman kendimi hemen Salacak’da bulurdum. Beton setlerin üstünde halılar serilmiş, sizi davet eder gel diye. Kendimi bırakıverirdim halının üstüne. Gözüm kız kulesinde o bana bakar ben de ona ne kadar otururdum bilmiyorum saatler sonra hüzünler kız kulesinde bense arınmış duygularla evimin yolunu tutardım.
Sanki bir bağ vardı aramızda, onun yalnızlığı benim yalnızlığımla birleşir dertleşirdik gizlice. Kışın ayazında sıcacık saleple martılar eşliğinde dalgalar sizi almış götürmüştür kız kulesine doğru.
Oysa hikâyesi hiç de bu kadar romantik değildir.
Derler ki Hz. İsa’ nın doğumundan tahmini beş yüz yıl evvel inşa edilmiş. Kız kulesi Askeri Üst olarak kullanılmış. Karşı kıyıyla kendisi arasında gerdan gibi çekilen zincirle hem vergi tahsilâtı yapmış, hem de İstanbul ‘dan geçen gemileri kontrol etmiş. Yeri gelmiş Mehteran takımı şenlendirmiş kız kulesini Fatih Sultan Mehmet’in emriyle kutlamalarda toplar atılmış. Yıllarca her padişahın tahta geçmesi buradan top atışlarıyla duyurulmuş. Yeri gelmiş fener olmuş etrafını aydınlatmış, deniz kazalarını önlemek için.
Çok vefakârmış kız kulesi sonra bir gün yanmış tükenmiş. Nevşehirli Damat İbrahim Paşa yeniden inşa etmiş, kızkulesini. Etmişte bu seferde kolera salgınında hastaları barındırmış kız kulesi, hastalığın yayılmasına engel olmuş.
Çilesi bitmiş mi hayır; deniz ve hava trafiğini denetlemek için radar istasyonu olmuş. Bu da yetmemiş telsiz istasyonu olmuş. Bu arada da ismi ona sorulmadan durmadan değiştirilmiş.
Sonra yeter bu kadar çile demişler, süslemişler püslemişler kız kulesini gelin etmişler.
O hep sessizliğini korumuş, zaman zaman yalnızlıkları paylaşmış, kimi zaman dalgaların hışmına uğramış, martılarla arkadaş olmuş.
Öyle güzel bir yerde ki; Marmara Denizi, Haliç, İstanbul Boğazı kesişmişler bir inci tanesi gibi ortada kız kulesi. Dalgalar sarılıyor dört bir yandan aşkla.
Bir tarafta Anadolu yakası bir tarafta Avrupa, dalmış gitmişim eski hikâyelere ne çok aşk hikayeleri vardır oysa Kızkulesi’nin;
Hero ile Leandros adlı iki gencin hüzünlü aşk hikayeleri bu kulede geçmiş, şahitleri kız kulesinin gözleriymiş, Leandros yüzerek gelirmiş sevdalısı Hero’yla buluşmak için bir gün fener sönmüş, o da yolunu kaybetmiş boğazın sularında kaybolmuş, bunu gören Hero da kendini boğazın sularına teslim etmiş. Hüzünlü bir aşk…
 Bir hikâyede de krala kızının on sekiz yaşına gelince bir yılan tarafından sokularak öleceği söylenir. Kral da kızını buraya yerleştirir, ancak bir meyve sepetinin içinde gelen yılan kızı sokar ve öldürür.
Bir de Osmanlı dönemiyle ilgili hikayesi vardır, Battal Gazi askerleri ile kız kulesine baskın yapar ve Üsküdar Tekfurunun kızını, hazinesini alır ve atına atlayıp kaçar.
Bu hem kız kulesinin bilinmeyen hikayesidir hem de “atı alan Üsküdar’ı geçti “sözünün nedeni.
Bu bize kadar ulaşan hikayeleri. Daha kimbilir bilmediğimiz ne hikayeleri vardır.
Başından bu kadar olay geçince haliyle adına da Kız Kulesi demişler…
Sevgiyle kalın…
 
Belma Demir Akdağ / 4.7.2016
 

 


Ekleyen Belma Demir AKDAĞ
Tarih 4.7.2016 23:18:48
Yazdır Yazdır
Okunma 525
Eklenen Yorumlar 
  • Diğer Başlıklar
  • Dünyadan Nazan Erkmen Geçti
  • HEP ÖYLE OLMADI MI?
  • KADINLARA KÜÇÜK MUTLULUKLAR
  • AŞKI-SEVGİSİ FARKLI
  • BÜYÜLÜ ŞEHİRLERİN SOKAKLARINDA
  • İMKANSIZ MI?
  • İyi insan olmak
  • Perili Köşk’te Sanat
  • NEDEN SAĞDAN SOLA?
  • SANAT ARASI ATIŞTIRMALAR
  • Son : 10 Gösteriliyor | Devamı ->

     

           

    Bu websitesi 1360x768 pixel'de en iyi görüntüyü vermektedir. http://www.birdemetnergis.com/ ® 2013. Tüm Hakkı Saklıdır.      Site İçeriği İzin Almadan Kullanılamaz.   Tasarım: Linear Yazılım