Uygarlık, insanlarla doğanın arasını açmıştır.  

SANAT ARASI ATIŞTIRMALAR
 
 
     Derse geç kalmış olsanız bile içeri girer girmez gözünüz salonun sol kısmına kayar. Aslında oraya görme engelli biri de gelse, bir kantin olduğunu hemen anlayabilir. Buna özellikle neden olan da; havaya nüfuz etmiş, çoğu insanın tiryakisi olduğu çayın kokusuyla ona ara ara karışan tost kokusudur. 
     Binanın ilk katının sol kısmında yer alan kantin, önde bankosu, arkada tezgâhı olan bir bölüm. Koyu kahve renkli dolapların yanı sıra, beyaz eşya adlandırılmasına metalik rengiyle isyan eden buzdolabıyla davlumbazın yarattıkları ağır görüntü, bankonun yay şekliyle yumuşamış. Bunu da başlatan hafif bombeli haliyle tezgâh tipi vitrinli buzdolabı olmuş.
     Bankonun sol yanını kaplayan bu dolap, karşısında duvara dayalı duran metalik çift kanatlı buzdolabı gibi içine kapanık bir yaşam sürmüyor. Kapladığı yeri oldukça aydınlattığı için en az vitrinindekiler kadar mekânı çekici yapıyor. İçinde neler mi var? Tost için hazırlanmış kaşarlı ekmekleri, ayranları, meyve sularını geçersek eğer; birkaç çeşit tatlıyı almış koynuna. Artık sütlü mü istersiniz, şerbetli mi, çikolatalı mı, ekler mi, Alman pastası mı; arzunuza, bir de kalori hesabınıza kalmış. Tatlıyla aram yok derseniz üst raftakilerin de tadına bakabilirsiniz. Çünkü onlar da “ye beni,” dercesine iştah kabartan görünüşteler. Sigara börekleri de, su böreği de göz kırpıp duruyorlar. Vitrinin altındaki kısım, kahverengi mobilya ile kaplanıp üstüne metal şeritler atılmış. Bu da onu arka plandaki dolaplarla zorlama bir uyum sağlama durumuna sokmuş. Üstünü, açmaların, simitlerin, çörek otlu peynirli poğaçaların, içinden rende kaşarlar fışkıran minik sandviçlerin bulunduğu şeffaf kapaklı kaplar süslüyor. Aynı hijyeni bu kapların yanında duran streçle kaplanmış ay çöreklerinde, keklerde görüyoruz. Yanlarındaki yarım litrelik pet şişeler, soğuk su tercih etmeyenler için konulmuş.
     Belki duvar kenarına konuşlandığı için, belki de bazıları yanmayan gömme tavan lambalarından olacak ki bu kısım, salonun boydan boya camlı ön ve sağ tarafı kadar aydınlık değil. Ama arkadaki tezgâhın iki yanında kantin sınırlarına bekçilik edercesine duran üstü kısmı kırmızı ışıklı, üstünde ünlü bir markanın adıyazılı, iki uzun soğutucu dolap, bu loş ortamı canlandırmak için çaba harcıyorlar. Onların coşkusuna yanlarında duran saplı çiçek şeklindeki yavruağzı renkli iki duvar apliği nedense katılmak istemiyor. Belli ki heveslerini akşama saklıyorlar. Bu dolaplardan birisi maden suları ile pet şişe sularını konuk ederken, diğeri meyve sularıyla gününü gün ediyor. Suların olduğu dolabın yanında, biraz arkadaki sebilin üstündeki on dokuz litrelik baş aşağı duran damacana, tam karşısında yerde duran pompalı bir benzerine hava atmakla meşgul.  Hemen yanındaki sandalyeyi, orta yaşta bir hizmetli hanım, işlerinden arta kalan zamanda kullanıyor. Ara ara yerinden kalkarak tahta masaların, fıstık yeşili, krem rengi sandalyelerin yerleştiği salonun, kantin tarafından devam eden kirli sarı yer kaplamalarına, süpürge-faraş takımıyla göz kulak oluyor.
      Kantinde çalışan dört eleman, bir örnek giyinmemiş olsalar da gülen yüzleri, ilgili tavırlarıyla her zaman müşteri ağırlamaya hazır görüntüsü veriyorlar. Özellikle her alışverişten sonra fiş kesmeleri, işlerine verdikleri önemi gösteriyor. Kantin, self servis olduğundan yerlerinden pek ayrılmayıp bankonun önüne daha çok boş tepsileri almak, masaları, sandalyeleri düzenlemek için geçiyorlar.
     Sütlü kahverengi üstüne siyah serpintili mermer taklidi tezgâhın sağ köşesindeki çay ocağıyla yanındaki sayıları oldukça fazla, ince belli cam bardakları, cam tabakları, çay kaşıklarını saymazsak; aslında burası, bulaşık makinesi, ocağı, fırını, bulaşık sıvısı, süngeriyle bir ev mutfağından farklı değil. Ocağın tam üstüne denk gelememiş davlumbazdan tavana kadar olan boşluk, başlıkları yeşil renkle yazılıp beyaz renkle çeşitleri sıralanan yiyeceklerin, tatlıların, içeceklerin fiyatlarını içeren zemini siyah, çerçevesi kahverengi bir panoyla
kapatılmış. Panonun en üstündeki kırmızı bir yuvarlağın üstüne beyazla yazılmış “kafe” yazısı, önünde durduğu Khalkedon yazısının üstünden sapı başlayan kaşık simgesinin ortasına yerleştirilerek bir estetik yakalanmış. Aynı panonun minyatür halini, bankonun sol üstünde duran tahta kutudaki rengârenk ambalajlı çay poşetleriyle flört ederken yakalamamız her an olası.
     Vitrinli buzdolabın yanında duran hamarat tost makinesi kadar olmasa da çok çalışan bir başka alet de sık sık duyulan kahve kokusunun yaratıcısı, kendi de kahverengi tonlarında olan elektrikli cezve. Çay ocağının sol yanında duran beyaz fincanlarla işbirliği yaparak kahvenin kırk yıl hatırının yaratacağı gururu paylaşmak için gün boyu hazır bekliyor.
     Tezgâhın üstünde, sağ tarafta duvara monte edilmiş, alt kısımları kapalı dört kapılı dolabın,  üstleri camlı olduğu için içleri görünüyor. Davlumbazın iki yanındaki boyu kısa dolaplar da tamamen camlı. Fakat içlerinde diğerleri gibi fazla bir şey görünmüyor. Bunun da sebebi, tek kullanımlık tabak gibi mutfak gereçleri. Bunlardan plastik çatal, kaşık, bıçaklar, bir eşi bankonun sol yanında duran ek dolabın üstündeki siyah zemine gömülmüş beyaz kovacıklara yerleştirilmişler. Yanlarındaki uzun cam bardağın içindeki beyaz ambalajlı dik başlı pipetler, bıyık altından, çatal kaşık, bıçakların önünde sanki kimse onları tanıyamazmış gibi yazılı isimlerine gülüp duruyorlar. Bir yandan da çatalların artık bu aşağılayıcı duruma dayanamayıp çıkardıkları isyanla yazılarını söktüklerini düşünerek arda kalan yapışkan artıklarını süzüyorlar. Tüm bu olup bitenleri arkalarında, bankonun tam ortasında duran bir ucu bahşiş kutusunun yanından başlayıp diğer ucu üst üste konmuş kahverengi büyük servis tepsilerinde biten kutu içecekler topluluğu, hiç usanmadan izliyorlar.    
     Kantin tarafından tüm salona yayılan kokuların güzelliğinde gelen seslerden, çay kaşıklarının art arda bardaklara bırakılmasıyla oluşanı, ağaçlarda neşe ile cıvıldayan kuş seslerine eş sanki. Onlara dalmışken bankonun önüne yapıştırılmış “Vatandaşlık görevi olarak lütfen yazar kasa fişini alınız.” yazısı, okuyanı birden ciddi bir havaya sokuyor. Oysa musluğun hemen yanına yapıştırılan  “Kantinimizde arıtma suyu kullanılmaktadır.” Yazısı gibi, davlumbazın üstündeki “Bu işyeri kamera ile gözlenmektedir.” yazısı insana güven veriyor.
     Bankonun ortasında hoş bir görüntü oluşturan salep aletinin içindeki metalin durmaksızın dönmesi kadar hareketli geçen zamanlar yaşanabiliyor bazen burada. Buna grup halinde oturanların sanatsal konuşmaları arasında verdikleri çeşitli siparişleri neden olurken derslere girenlerle ara ara durgunlaşan vakitler de elemanların sohbet etmesi için fırsat oluşturuyor Koşuyolu Mahalle Evi Khalkedon Kafe’sinde.
Sevgi Ünal 
 

 


Ekleyen Sevgi ÜNAL
Tarih 30.5.2017 22:27:55
Yazdır Yazdır
Okunma 197
Eklenen Yorumlar 
  • Diğer Başlıklar
  • Dünyadan Nazan Erkmen Geçti
  • HEP ÖYLE OLMADI MI?
  • KADINLARA KÜÇÜK MUTLULUKLAR
  • AŞKI-SEVGİSİ FARKLI
  • BÜYÜLÜ ŞEHİRLERİN SOKAKLARINDA
  • İMKANSIZ MI?
  • İyi insan olmak
  • Perili Köşk’te Sanat
  • NEDEN SAĞDAN SOLA?
  • Bahar Çiçekleri Sanat ve Kültür Festivali
  • Son : 10 Gösteriliyor | Devamı ->

     

           

    Bu websitesi 1360x768 pixel'de en iyi görüntüyü vermektedir. http://www.birdemetnergis.com/ ® 2013. Tüm Hakkı Saklıdır.      Site İçeriği İzin Almadan Kullanılamaz.   Tasarım: Linear Yazılım