Her yıkıntı onarılabilir, doğanın yıkıntısı asla…  

On parmağında on marifet
 
On parmağında on marifet
Röportaj: Harika ÖREN
RAHİME HALİDE SOYSAL hanımefendi arkadaş olduğumuz günden beri face book dan aktivitelerini takip ettiğim ve blog yazılarını okuduğum; bilgisinden faydalandığım bir kişi idi. Tanışdığımız anda bir dost kazanmak üzere olduğum hissine kapıldım. Ve konuşup paylaşdıkca birbirimize benzer yönlerimiz olduğunu keşfederek keyiflendik. Koyu sohbetler sonucu bunların aramız da kalmaması gerekliliğine inandım. Tabi aramızda kalan bölümler de var. Örneğin sağlıklı ve uzun bir evliliğin sırrı gibi.
Bu sempatik, on parmağında on marifet olan, heyecan dolu, durmaksızın üreten, paylaşarak öğrencilerinin önünde güzel yollar açan,bu özel kişiliği tanımanız gerekiyordu.
Akdeniz Üniversitesi İşletmecilik Yüksek Okulu ve Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi Yönetim ve Organizasyon bölümlerini bitirmiş.
1995-2008 Nuri Sözen, Gülay Fin, Esma Civcir atölyelerinde uzmanlaşmış. SESAN Antalya Başkanı, Ansan Üyesi, Antalya Kent Konseyi ve GÜSAP üyesi olup; Sanat danışmanlığı yapan, Sanat dergilerinde yazıları yayınlanan, kendine ait Soysal Sanat evinde ders veren, Akdeniz Üniversitesinde Uzman Eğitimci olarak görev yapan; 10 un üstünde kişisel, 100 e yakın karma sergiler açan ve düzenleyen; söyleşi ve seminerleriyle eğiten Rahime Halide hanıma ben sordum, O anlattı. Söyleştik..
- Rahime Hanım, Antalyalısınız ve Antalya’da yaşıyorsunuz, sanata ilginiz nasıl başladı?
- Çocukluğumda ilk çok iyi hatırladığım 9 yaşındaydım ve babam eve sulu deseni olan kırmızı basma bir kumaş getirdi. Küçük kardeşlerim olduğu için annem bir türlü kumaşı terziye götürmedi. Ben de annem banyodayken anneanneme sorarak elbise dikmek üzere kumaşı kestim. Annem banyodan çıkınca bana çok kızdı. Kesmiştim bir kere; etekleri farbalı, japone kollu, kare yakalı bir elbise diktim ve giydim. Herkes çok beğendi. Annem’’ O zaman kardeşininkini de dik dedi ve kumaşı bana verdi. O günden sonra evin terzisi ben’dim.
- Resim yapmaya ne zaman başladınız?
- Ortaokul da resim öğretmenim güzel resim yaptığımı fark etti. Annem yeteneğimi görmezden gelerek, beni lisede okurken evlendirdi. Okuyamadığım için hem ağlıyor hem de resim ve dikiş yapmaya devam ediyordum. Çocuklarımın eğitimlerini tamamlamasıyla birlikte ben de ilk olarak İngilizce kursuna başladım. Bir yıl sonra da liseyi bütün derslerden nerdeyse 100 alarak hiç zaman kaybetmeden bitirdim. Bana her zaman destek olan eşim üniversite okumamı teşvik etti. 45 yaşındaydım, onca genç içinde nasıl okurum diye düşünüyordum. Başvurumu yaptım yinede. Sınav sabahı saat 8.00 de kapının önünde buldum kendimi.. Akdeniz üniversitesinde İşletme, sonra da Anadolu Üniversitesinde Yönetim ve Organizasyon okudum.
- Eş’den destek görmek her kadına nasip olmuyor. Şanslı azınlık arasındasınız. Güzel sanatları seçmenizde en çok kim ya da kimler etkili oldu?
- Bu benim içimden gelen bir şey diyelim. Akdeniz Üniversitesinde İşletme eğitimi alırken aynı zamanda sanat eğitimi de almaya başladım, Güzel Sanatlar Fakültesi henüz kurulmamıştı ama fakülte için tayin olan Yard. Doç. Dr Ilgaz Ülgen Topçuğlu ve Meliha Ece öğrencilere eğitim veriyorlardı. Benim de yetenekli ve hevesli olduğumu görünce 3 yıl boyunca yardımcı oldular.
Temel sanat eğitimi, Desen, Sanat Tarihi gibi dersleri nerdeyse birebir verdiler. Onlardan çok etkilendim. Meliha Ece ayrıca bütün el sanatlarını da bildiği için onları da yan dal olarak öğrendim. Tabi okuldan sonra devam ettiğim atölyelerin de çok etkisi oldu, özellikle Nuri Sezen Hocamdan çok etkilendim. 6 yıl devam ettim, üniversitede öğrendiklerimi pekiştirmemde çok yardımcı oldu.
- Çok yönlü bir yapınız var, çalışma hayatına nasıl başladı?
- Eğitimimi çok geç tamamlamıştım, diplomalarım işletme üzerine idi, benim gönlüm ise sanatta. İlk kişisel sergimi açtığım sırada Soysal Sanat Evi adını verdiğim kendi atölyem oldu. Artık hiçbir atölyeye gitmek istemiyordum. Kendi özgün eserlerimi yapmalıydım. O sırada Akdeniz Üniversitesi’nden de uzman öğretici olarak çalışma teklifi aldım. Bu benim ikinci moral kaynağım oldu. O günden beri de işimi severek yapıyor, öğrencilerimi bildiğim her şeyi öğretmeye çalışıyorum.
- Ne mutlu öğrencilerinize! Bilgisini gerçekten aktarmak isteyen eğitici bulmak zorlaştı. Peki, hangi sanatçı ya da sanatçılardan etkilendiniz desem?
- Beni etkileyen sanatçılar var tabi, Leonardo da Vinci’den başlayarak Van Gough, Mane, Mone, Matis, Picasso… Bütün sanatçılardan etkilendim. Sanat tarihinde etkin olmuş tüm sanatçıların resimlerini, hayatlarını ve çalışmalarını bütünüyle inceledim. Onlardan esinlendiğim oldu tabi, ama kendim olmayı her zaman yeğledim, Picasso’nun İstanbul’a getirilen sergisini izlemek çok etkiledi beni, onun da diğer sanatçılar gibi devamlı arayış içinde olması, her şeyi konu edebilmesi, tüm akımlardan ve diğer ülkelerin geleneksel motiflerinde ve sanatlarından yararlanması çok yüreklendirdi. Bu yüzden korkusuzca çalışmalarımda özellikle teknik konusunda araştırmalar yaptım. 2008 yılında iki yılımı alan bir çalışmayla hazırladığım ‘’ ÇİZGİLER’’isimli sergim büyük ilgi topladı. Resimde renk ne kadar önemliyse tonlama da bir o kadar önemliydi. Bu çalışmalarım da çizgiler yardımı ile derinliği güçlendirmeyi amaçladım, sonuç muhteşemdi, özellikle birkaç resimde derinlik sanki sonsuza doğru uzanıyordu.
- Türk resim sanatçılarından en beğendikleriniz hangileri?
- Sanatçıları pek seçmek taraftarı değilim ama Osman Hamdi’den, Hoca Ali Rıza’dan günümüze kadar Orhan Taylan, Mehmet Güleryüz, Mustafa Ayaz gibi daha pek çok değerli sanatçılarımız var tabi. Hepsini izliyor, onlardan bir şeyler almaya çalışıyorum.
- Evet, Osman Hamdi gibi bir değere sahip olduğumuz için çok şanslıyız.Bu günümüzü O’nun sanata verdiği önem ve çalışmalara borçlu olduğumuzu düşünüyorum.. Kitaplar?.. Evinizin ve atölyenizin her köşesinde sanat ile ilgili bir kitaplar gördüm her zaman okur musunuz?
- Kendime hiç boş zaman bırakmıyorum, devamlı arayış içinde olduğum için sanat kitaplarından ilham alıyorum.
- Çalışmalarınızı yaparken kolay yoğunlaşabiliyor musunuz?
- Aslında benim bir çalışmaya yoğunlaşmam an meselesi, elime bir şey aldığımda ya da tuvalin başına resim yapmak için geçtiğimde birkaç dakikaya kalmaz başka dünyalara giderim, öyle ki o anda kapı ya da telefon çalsa derin uykudaymışım gibi sıçrar gerçek dünyaya dönerim.
- Ne güzel, kolay konsantre olabiliyorsunuz. İlham kaynağınız ya da kaynaklarınız neler oluyor?
- Doğa bana esin kaynağı desem… Doğadaki denge o kadar ahenkli ki bunu bozmak imkânsız. Resimlerimde hatta diğer çalışmalarımda doğanın dengesini taklit etmeye çalışıyorum. Eğer iyi yakalayamazsam mutlaka bir tersliğin olduğunu görüyorum. Hemen o yönde müdahale yapıyorum yapıtıma. Her şey yerine oturduğunda ise çalışmam bitiyor. Bu dengeler ne diye sorarsanız tabi ki renk, ton, geçişler, zıtlıklar, benzerlikler…
- Sanat hayatınızdaki en büyük desteğiniz kimdir diye sorsam?
- En büyük desteğim evlendiğimizden beri eşim, hele emekli olduktan sonra adeta kendini bana adadı. Sergi açılışlarında, işime giderken gelirken daima yardımcı olur ve beni yürekten destekler. Ayrıca öğretmenin de bana getirisi çok fazla, öğrenciye anlatırken bazı şeyleri daha iyi algılayabiliyor insan. Öğrencilerimin de desteği olduğunu kabul etmeliyim…
- Sanat tarzınıza bir isim vermeniz gerekse?
- ‘’Soyut dışavurum’’ diyebiliriz ama isim koymak gerekli mi? Zaman zaman değişik çalışmalar denemek isteğinde oluyor ve deniyorum..
- Sanat nedir desem nasıl yanıtlarsınız?
- Bana göre sanat insanlığın yaradılışından beri bazı kişiler tarafından taşınan bir bayrak. Sanat tüm insanların ihtiyacı… Doğduğumuz andan itibaren her şeyin güzel ve düzgün olması için çaba gösteririz. İlk insanların ürünlerine bakıyorum; yaşadıkları mağaralara resim çizmeye çalışmışlar, ya da yaptıkları en küçük eşyaları bile süslemeye gayret etmişler. İçten gelen ve bazılarımız da daha üst seviyede bulanan bir yetenek. Düşüncem şu ki: Tanrı bazı insanlara görev verdi,‘’siz durmadan çalışacaksınız-üreteceksiniz-sanatı geçmişten geleceğe taşıyacaksınız’’ dedi… Ama bir konuda şüphem var. Bunun ceza mı yoksa ödül mü olduğunu kestiremiyorum. Çünkü zaman zaman kendimi hırpalarcasına çalışıyor, sağlığımı riske atıyor ve hiç kimseyi dinlemiyorum…
( Gülüşmeler…)
- Haklısınız..Bazen öyle bir stres yaratıyor ki, insan bu fikre kapılmadan edemiyor. Yaratıcılık dersem?
- Daha önce hiç denenmemiş şeyleri denemektir, yaratıcılık. Düşünceleri farklı ifade etmektir. Bir olaya, bir soruna farklı açıdan bakarak çözüm üretmektir yaratıcılık. Sanatçı farklı bakış açısıyla bakar gönül penceresinden dünyaya. Yol gösterici, düzenleyici olmak zorundadır. Bunun için de çok şey bilmesi gerekir. Yine çok okumak, çok gezmek ve güncel olayları yakından takip etmek zorundadır daha da yaratıcı olabilmek için…
- Güzell…Benim de savunduğum bir görüş bu. Sanatla ilgili okumak, anlamaya çalışmak, bolca kaliteli sergi gezmek ve yaşama kulak vermek..Ben renklerinizi gördüm ve çok sevdim ..Bir de sizden duyalım, favoriniz olan renkler var mı?
- Genelde kırmızı rengi çok kullanırım. Zenginlik duygusu veriyor, çok enerjik bir renk olduğu için hareket unsuru katıyor çalışmalarıma. Ve mavi ve az sarı rengi kullanıyorum. Doğanın dengesine dikkat ederim demiştim ya. Üç ana rengi birlikte kullanmayınca bana bir eksiklik var gibi geliyor. Monokrom resim yapıtığım da ise renklerin karışımı olan siyahla dengeyi sağlıyorum. Derinliği artırıyor. Bunun yanında beyazı da unutmamak gerekir. Yoksa derinlik tam olarak verilemez…
- Sanatçı eserlerinde bir ya da birkaç düşünce yansıtmalı mı, gerekli mi sizce?
- Sanatçı bir düşünceyi yansıtmak zorunda değildir. İsterse içindeki ya da aklındaki düşünceleri topluma yol göstermek, bir konu üzerine dikkat çekmek gibi amaçlarla yansıtabilir. Sanatçının asıl görevi dünyayı güzelleştirmek, iyi yöne doğru yol gösterici olmaktır. Toplum insanlığın yaradılışından beri sanatçıların gösterdiği yolda ilerlemektedir Ne yazık ki sanatçılarımızın değerleri ancak öldükten sonra anlaşılabiliyor…
- Ne yazık. Klasik oldu bu, sanatçılar da bunun farkında artık..Hangi malzemelerle resim yaptığınızı merak ediyorum.
- Ben her malzemeyi kullanırım ama akrilik ağırlıkta oluyor, yaptığım resme göre malzeme seçiyorum, sıklıkla da karışık malzeme kullanıyorum. El sanatları malzemelerinin de hemen hepsini bildiğim için ara sıra onlardan da yararlanırım.
- Sanat dalını kendine hedef seçmiş gençlere ne tavsiye edersiniz?
- Öncelikle eğitimlerini tamamlamalarını öneriyorum, bol eksersiz yapsınlar, sergileri gezsinler, sanat tarihini iyice öğrensinler ve bunun yanında sanatla ilgili yazılmış her şeyi okusunlar. Tabi yeni öğreniyorken sanat tarihinde yerini almış sanatçılarımızın eserlerini kopya çalışabilirler, bu da onlara renkleri, fırçayı, malzemeyi nasıl kullandıkları hakkında genel bir bilgi verir. Sonrasında özgürce çalışıp kendileri olsunlar derim.
- SESAN serbest sanatçılar Antalya şubesi başkanlığını yürütüyorsunuz, bu konuda ki düşüncelerinizi alabilir miyim?
- SESAN iyi niyetle kurulan bir oluşum; akademisyenleri, öğrencileri, amatörleri, tüm sanat kollarını ve kuruluşlarını aynı çatı altında toplamayı amaçlayan başka bir topluluk yok. Anadolu sanatını da yaşatmaya ve geliştirmeye yönelik çalışmaları da çok güzel. Anadolu’muz da unutulmaması gereken pek çok güzel sanatımız var. Buna kendini ifade edemeyen pek çok sanatçımızın da olduğunu eklersek böyle bir kuruluşa çok ihtiyacımız olduğunu görürüz. Bir de Türk sanatının dünyaya tanıtılması var. İşte SESAN bu amaç çerçevesinde kuruldu. Elimizden geldiği kadar sanatçı arkadaşlarımıza yardım etmeye çalışıyoruz.
- Yaptıklarınız açısından kendinizi yeterli buluyor musunuz? Gelecek ne gibi planlarınız var?
- Tabii ki yeterli görmüyorum, her zaman kendimi hayata yeni başlamış gibi düşünürüm. Neler yapabilirim, neler öğrenebilirim çabası içindeyim. Kendime biraz mola versem bile bir anda yerimden fırlar işimim başına dönerim. Çünkü yapmak istediklerimi henüz bitirmedim, gün geçtikçe zamanım azalıyor diye hızlanıyorum. Birkaç yıl daha öğretmenliğe devam ettikten sonra çekilip, sadece sanatla uğraşacağım; yazmakta olduğum sanatla ilgili bir kitap var. Eğitime başladığımdan beri devamlı öğrendiklerimi topladığım bir kitap bu. Oldukça geniş bir kapsama alanı oldu şimdi, sanırım birkaç parçaya ayırmam gerekiyor. Türkiye’de kişisel 11 sergi açtım ama artık yurt dışında açmayı planlıyorum.
- Müthiş hızlı yaşıyorsunuz, size yetişmek çok zor. Kitabınızı heyecanla bekliyorum. Yol gösterici ışığınızın resim sanatına çok faydası olacağını biliyorum. Güzel sohbetiniz, misafirperverliğiniz için çok teşekkür ederim.Sergim öncesinden başlayarak bana destek oldunuz. Başarılarınızın devamlı olsun ….
- Ben de buralara kadar sanatınızı paylaşmak için geldiğiniz ayrıca bana zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederim.
 

 


Ekleyen Bir Demet Nergis
Tarih 10.2.2013 23:01:25
Yazdır Yazdır
Okunma 1976
Eklenen Yorumlar 
  • Diğer Başlıklar
  • İSTANBUL’da KAR, PARİS’te BAHAR
  • YILDIRIM MAYRUK “2023’E HİKAYELER” DEFİLESİ
  • YILIN KADINI KATY PERY
  • LEOPAR ile CESUR & KİŞİSEL MODA
  • DANTEL TUTKUSU
  • TATLARIN BÜYÜLÜ DÜNYASI
  • BİRAZ DENİZ, BİRAZ UYKU…
  • TAK ÇANTANI KOLUNA…
  • BÜTÜN KIZLAR TOPLANDIK !
  • SARI SAÇLARINDAN SEN SUÇLUSUN
  • Son : 10 Gösteriliyor | Devamı ->

     

           

    Bu websitesi 1360x768 pixel'de en iyi görüntüyü vermektedir. http://www.birdemetnergis.com/ ® 2013. Tüm Hakkı Saklıdır.      Site İçeriği İzin Almadan Kullanılamaz.   Tasarım: Linear Yazılım